Wednesday, April 04 2012 11:12 am
Language TR EN
Kıbrıs'ın Demografik Yapısı, Problemler ve Beklentiler Paneli Notları
Kıbrıs'ın Demografik Yapısı, Problemler ve Beklentiler Paneli Notları
 
 
Kıbrıs'ın demografik yapısi, problemler ve beklentiler konu başlıklı panel Avrupa Sol Partisi ve Kuzey Yeşil İttifakı(GUE/NGL)  organizasyonu ile Bruksel'deki Avrupa parlementosu'nda iki toplumlu olarak gerçekleşti. AB Parlementosu'nun bazi vekillerinin de bulundugu paneli, kalabalik bir izleyici grubu izledi. KTÖS'un Mustafa Özhur, Burak Mavis ve Mustafa Baybora tarafindan temsil edildigi panelde, KTÖS'un yani sira, YKP, BKP, KTDD, Dev-İs, PEO ve AKEL'in görüşleri panelde temsil edildi. Panelin moderatörlüğünü (GUE/NGL) Baskanı Alman Gabriele Zimmer ve T.Hadjigeorgiou yaptı.
 
Zimmer
 
    Zimmer açılış konuşmasında Kıbrıs’tan buraya gelen Kıbrıslı Türk ve Rumlar’ın Kıbrıs'ın Demografik Yapısı, Problemler ve Beklentiler konu baslikli panelde bulusturmaktan dolayi oldukca memnun oldugunu belirtti. Zimmer, Kibristaki nüfus sorununa dikkat çekerken Türkiye'nin Kıbrıs'taki konumunun somürgeci bir anlayışta olduğunu vurguladı ve AB' ye girmeye çalışan bir ülke olarak sömürgecilik anlayışından vazgeçmesi gerektiğini söyledi.
 
Kiprianu
 
    Zimmer' den sonra sözü AKEL Genel Sekreteri  A.Kiprianu aldı. Kiprianu  konuşmasında, adanın kuzeyinde Türkiye eliyle sistemli olarak değiştirilmeye çalışılan demografik nüfus yapısına vurgu yaptı. Adanın kuzeyine taşınan nüfusun uluslararası suç olduğunun altını çizen Kiprianu, demografik yapının değiştirilmesi ile ilgili çarpıcı bilgiler ortaya koydu. Lefkosa Surlariçi'nde yasayan Kıbrıslı Türk bir kadının mektubu okuyan Kiprianu, nüfus taşınması ile ilgili net rakamlar ortaya koydu. Kıbrıs Türk basınında yayınlanan bilgileri veri alan Kiprianu, adanın kuzeyinde 1990 yılında 171.469 olan nüfusun, 2009 yılında 283.730'a çıktığını ve %65 nüfusun artığını söyledi. Bunun bir nüfus artısı olmadığını, bunun yasadışı yollardan bir nüfus taşıması olduğunu belirtti. Tüm bunlardan çıkan net sonucun adanın kuzeyinde kolonizasyon olduğunu ispatladığını ve ayrılıkçı rejimin sembolü olan KKTC'nin varlığının, hem Kıbrıslı Rumlar için, hem de din baskısı ile kimliği tehdit edilen Kıbrıslı Türkler için tehdit unsuru olduğunu söyledi. Kiprianu konuşmasında müzakerelerede değinerek, Eroglu'nun iyi niyetli olmadıgı söyledi.
 
İzcan
 
Kiprianu'dan sonra sözü BKP genel baskanı İzzet İzcan aldı. İzcan konuşmasında, değiştirilen demografik yapıya değindi, nüfus sayımlarının gercegi yansıtmadığını söyleyerek, rakamlarla söylemini destekledi. Kıbrıslı Türklerin 80 Binlik mitingler düzenleyip, "Ankara elini yakamızdan çek" demesine rağmen, Dünya'nın buna kulak tıkadığını ve Kıbrıslı Türkleri yalnizlastirdigini söyledi. Ankara' nin adanın kuzeyindeki sosyal, ekonomik hayatı ele geçirdiğini söyleyen İzcan, AKP döneminde ılımlı ıslam politikalarını benimseyen sermayenin adanın kuzeyinde mülk ve sermaye edindiğini söyleyerek, adanın kültürel, kimliksel yapısının değiştirilmeye çalışıldığını ve adanın kuzeyinin yağmalandığını belirtti. Tüm bunlara karsı çıkan AB vatandaşı, demokrasi isteyenlerin ise mahkemelerde yargılandığını söyledi. İzcan konuşmasında, sessizliğin sonucunda adanın kuzeyini ilhak edeceğini vurguladı. Adanın kuzeyindeki işbirlikçiler eli ile özelleştirmelerin gerçekleştiği, insanların işsiz bırakıldığı, Kıbrıslı Türklerin öz varlıklarının AKP sermayesine peşkeş çekildiğini ve tüm bunların yanında adanın bölünmüşlüğünü kalıcılaştırmak için Kıbrıslı Türklerin siyasal, kültürel, kimliksel yapısının yok edilmeye çalışıldığını söyleyerek, AB'nin bunlara karşı sessiz kalmaması gerektiğini söyledi.
 
Seyis
 
İzcan'dan sonra sözü Dev-İs baskanı Mehmet Seyis aldı.Kıbrıslı Türkler ile Kıbrıslı Türklerin sınıfsal mücadele de birlikte olduğunu söyledi. Sn. Eroglu'nun görüşmeler sürecinde anlaşmalara sadık kalmadığını ve ayrılıkçılara hizmet ettigini söyledi. Adanın kuzeyinde oluşturulan uydu devletin ayrılıkçı bir yapıda olduğunu ve demografik yapının değiştirildiğine vurgulayan Seyis, Kıbrıs sorununun uluslararası hukuk çerçevesinde çözülmesi gerektiğini söyledi. Adanın kuzeyindeki Kıbrıslı rumlara ait mal ve mülklerin yagmalandigini söyleyen Seyis, şövenizmin had safhaya ulaştığını söyledi. Egemen Bagis'in açıklamalarının endişe verici olduğunu söyleyen Seyis, entegrasyon politikalarının kabul edilemez olduğunu söyledi.
 
 
 
Kanatlı
 
Seyis'ten sonra sözü YKP genel sekreteri Murat Kanatlı aldı. Adanın 1974'den beri TC işgali altında olduğunu söyleyen Kanatlı, AB üyesi devletlerin bunu görmezden geldigini söyledi. Adanın kuzeyine nüfus tasindigini söyleyen Kanatlı, bunun AB'deki gibi  göçmenlik  ile bir ilgisi olmadığını ve  göçmenlik kavramı ile çözüm bulunamayacağını ve bunun uluslararası göçmenlik statüsü ile karıştırılmaması gerektigini söyledi. Adanın kuzeyine nüfus taşınmasının uluslararası hukuk ihlali olduğunu ve bunun bir savaş sucu olduğunu söyleyen Kanatlı, nüfus sayımının da gercekleri yansıtmadığını söyledi. 
 
 
Ozhur
 
Kanatlı’dan sonra sözü KTOS Egitim Sekreteri Mustafa Ozhur aldı. Özhür, Kıbrıs sorununun çözümsüzlüğünden dolayı bütün Kıbrıslılar ızdırap çektiğini,  Kıbrıs’ın Avrupa Birliği üyesi olmasına ve Kıbrıslı Türklerin de AB vatandaşı olmalarına rağmen, AB muktesebatının adanın kuzeyinde askıya alınması ile Kıbrıslı Türkler’in zor durumda bırakıldığını söyledi. Kuzeyde muktebesatın uygulanmaması ile ekonominin gelişmediğini söyleyen Özhür, ekonomik faaliyetlerin gelişmemesi ile gençlerimizin adada tutunamadığını, Türkiye’ye bağımlılığın artması ile toplumsal yokoluşla karşı karşıya olduğumuzu vurguladı.
 
Kıbrıslı Rum liderliğinin Kıbrıs Cumhuriyeti’ni Kıbrıslı Türklerle  paylaşmak istemediğii vurgulayan Özhür, Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası’ndaki haklarımızı kullanamadığımızı belirtti.
Adaya taşınan nüfus ile Kıbrıslı Türklerin siyasi iradelerinin gasp edildiğini söyleyen Özhür, yapılan nüfus sayımları sonuçlarının da yanıltıcı bilgilerle dolu olduğunu söyledi.
 Kumarhane, kadın ticaretine dayalı ekonomik faaliyetler, çevrenin, doğanın, tarihi eserlerin yağmalanması, özelleştirme adı altında Kıbrıslı Türklere ait kamusal alanların peşkeş çekilmesinin hızla devam ettiğini söyleyen Özhür, tüm bu olumsuzluklara karşı çıkan sendikacılar, politikacılar, sivil toplum aktivistleri ve gazetecilerin baskılara maruz kaldığını söyledi.
 Eğitim yolu ile son dönemde suni islamın laik eğitim sistemine sokulmaya çalışılma çabaları olduğunu belirten Özhür,  bu çalışmalaınr Kıbrıs Türk toplumunun kültürünün, kimliğinin asimile edilmesine yönelik Türkiye hükümetlerinin ve adadaki işbirlikçi hükümetlerin asimilasyon politikaları olduğunu söyledi.
Kıbrıs sorununa bulunacak çözümün parametreleri, iki toplumlu, iki kesimli tek egemenliği, tek uluslararası temsiliyeti ve tek vatandaşlığı içeren federalizimin olduğuna değinen Özhür, çözüme varmak için özellikle garantörlerin kendi çıkarlarını ön plana alan bir çözüm değil, Kıbrıslıların çıkarına olan bir çözümden yana olduklarını söyledi.
 
Kritsis
 
Ozhur'un konuşmasından sonra PEO genel sekreteri Pambis Kiritsis sozu aldı. 1974'den sonraki süreçte sendikal hareketin yeniden kurgulandığını söyleyen Kritsis, taksim tezinin adayı böleceğini ve bölgedeki istikrarı tehdit edeceğini söyledi. Eşitlikçi bir federasyon anlayışının yalnız kalıcı barışa katkı koyacağını söyleyen Kritsis, ülkemizi yeniden birleştirmemiz gerektiğini söyleyerek, işbirliğinin artarak devam etmesi gerektiğini vurguladı. Tek bir ülke, tek bir ekonomi, tek bir kimlik istediklerini söyleyen Kritsis,  Kıbrıs emek sınıfının çıkarının, birleşik bir Kıbrıs'tan yana olduğunu söyledi.
 
Saracoğlu
 
Kritsis'den sonra son sözü Kıbrıs Türk Demokrasi Derneği adına Derman Saraçoğlu aldı. AB'nin ve Dünya devletlerinin duyarsızlığı nedeni ile adanın kuzeyindeki demografik yapının değiştiğini vurgulayan Saraçoğlu, iki önemli soru ile konuya bağlantı yaptı. Türkiye'nin birleşik bir Kıbrıs'ın eşit ortağı olacak olan Kıbrıslı Türklerin, Ankara tarafından neden yok edildiğini soran Saraçoğlu, AB'nin neden buna sessiz kaldığını sorguladı ve Türkiye'nin pratikte yaptıklarına bakarsak, Kibris'ta çözüm istemediğinin ortaya çıkacağını söyledi. Adanın kuzeyinin kolonizasyonunun rastlantı olmadıgını söyleyen Saraçoğlu, Kıbrıslı Türklerin zorla soyisimlerinin değiştirildiğini, Turkiye'den yerleştirilen nufusla benzestirilmeye çalışıldığını, TC'nin bürokratlarının ve zengin kesimlerinin usulsüz  vatandaş yapıldığını söyledi. Saracoğlu, nüfusun bu şartlarda tespit edilemeyeceğine değinerek, emek ve barış güçlerine saldırının artığını dikkat çekti. Özelleştirme dalgası ile Kıbrıslı Türklerin göçe zorlandığını belirten Saraçoğlu, Ankara'nın adaya yerleştirdiği taşıma nüfustan güç alarak, Kıbrıslı Türklerin sosyal, siyasal, ekonomik düzenini yok etmeye çalıştığını söyledi. Ankara'nın İmroz Adası'nda Rumlara uyguladığı iskan politikasının aynısını Kıbrıslı Türklere de uygulandığı belirten Saracoğlu, detaylı bilgilerle tezini destekledi.
 
 
Panelin son bolumu soru- cevap seklinde gerçekleştirildi. Sorulan soruların özünü adanın kuzeyindeki demografik yapi, emek hareketine yapılan baskılar ve Avrupa Birliği'nin soruna sahip çıkmayışının eleştirisi oluşturdu. Panel izleyicileri ciddi anlamda AB'nin sessizliğini eleştirerek, çözümün aciliyetini yeniledi. Pambis Kritsis, İzzet İzcan, Mehmet Seyis, Andros Kipriyanu, Derman Saracoğlu, Murat Kanatlı ve Mustafa Özhur'un konuşmalarının özünü demografik yapının değiştirilmeye çalışılması ile yaşanan problemler oluşturdu ve AB'nin acil olarak önlem alması gerektiği vurgulandı.
 
Burak Maviş