Sayın Eroğlu’nun olgun tavırlar içerisinde haklarını arayan, bu topluma sağlıklı koşullarda hizmet verme aşkıyla yanıp tutuşan geleceğin yetiştiricisi olacak genç öğretmenlerimize karşı sarfettiği sözleri kendisine aynen iade ediyoruz.
Emir alan ve yönlendirilen öğretmen adayları değil, kendileridir. Kıbrıslı Türklerin göçünü hızlandıracak yasa tasarılarını geçirmek için halkının karşısına dikilen yine kendileridir.
UBP, ahlaksızlığını bir adım ileriye taşıyarak, "Göç Yasası"nı Pazartesi günü Meclis gündemine taşıyor. Tüm üyelerimiz pazartesi günü saat 08:30'da miting için sendikada hazır olsun. Kurtulumak yok tek başına, ya hep beraber, ya hiçbirimiz!
MÜCADELE ETMEYE HAZIR OL!
Kendi şivemi seviyorum diyorsan,
Din algılayışına müdahaleyi kabul etmiyorsan,
kimliğini, kültürünü, varlığını korumak istiyorsan,
İradene, yurduna, kıbrısına sahip çıkmak istiyorsan,
Mücadele etmeye hazır ol!
Hiçbir hak mücadele edilmeden kazanılmamıştır.
Üretimi durdurup bizi bağımlı hale getirenlere karşı,
bilinçli nüfus aktarımı ile kültürel yozlaşmayı sürdürme niyeti olanlara karşı,
İradene ipotek koyup geleceğini karartmak isteyenlere karşı,
İşbirlikçilere ve bölünmüşlükten beslenenlere karşı,
Mücadele etmeye hazır ol!
Hiçbir bağımsızlık mücadele etmeden kazanılmamıştır.
not: Yurdunu seven bir kıbrıslı olarak yarın saat 16:30'da 3.Eylem
gecesinde meclis veya elçilik önündeyiz. unutma sensiz bir kişi eksiğiz.
Sendikalardan MUHTIRA
Ulusal Birlik Partisi’nin seçim döneminde yazılı taahhüt vermesine rağmen meclisteki 26 milletvekili çoğunluğuna bağlı olarak ortaya koyduğu işbirlikçi politika ise talimatla yönetilen siyasi rejimi ortaya koyması bakımından ibret vericidir. Kıbrıs Türkünün siyasi iradesini hiçe sayan bu dayatmalara bundan önceki hükümetler gibi boyun eğen UBP Hükümeti bu dayatmaları yapan Türkiye’deki tüm Hükümetler kadar suçludur. UBP Hükümeti toplumsal varoluşa ve ekonomik sıkıntıları aşmayı hedefliyorsa bu dayatmadan derhal vazgeçmeli ve şu açılımlara yönelmelidir.
KTÖS ve KTOEÖS'nıniçinde bulunduğu Bİrleşik Kıbrıs Öğretmenler
Platformu, 1 Kasım Pazar Günü her iki toplumun öğrencileri ile
Lefkoşa'da ortak bir tarihi yerleri gözlemleme gezisi gerçekleştirdi.
DOMUZ GRİBİNDEN KAPANAN OKUL SAYISI 20 OLDU
9 Kasım 2009 Pazartesi gününe kadar Lefkoşa Atatürk İlkokulu, Fazıl Plümer Anaokulu, Hisarüstü Anaokulu ve Özel Eğitim Merkezi, Alayköy İlkokulu, Dikmen İlkokulu ve Karaoğlanoğlu İlkokulu domuz gribinden dolayı kapatıldı.
Daha önce kapatılan okullar: Çatalköy İlkokulu, 23 Nisan İlkokulu, Şht.Ertuğrul İlkokulu ve Yakın Doğu kreş, ana, ilkokul ve kolej bölümleri, Tuzla Şht. Özdemir Anaokulu, Mehmetçik İlkokulu, Arabahmet İlkokulu, 9 Eylül İlkokulu, Şht. Tuncer İlkokulu, Lefkoşa Vakıf Anaokulu, Yeni Yüzyıl Anaokulu, Cihangir-Düzova İlkokulu, Haspolat İlkokulu, Girne Şht. Hasan Cafer İlkokulu
Domuz Gribi Salgını Okullarda...
Çatalköy İlkokulu, 23 Nisan İlkokulu, Şht.Ertuğrul İlkokulu ve Yakın Doğu kreş, ana, ilkokul ve kolej bölümlerinden sonra Tuzla Şht. Özdemir Anaokulu,
Mehmetçik İlkokulu, Arabahmet İlkokulu, 9 Eylül İlkokulu, Şht. Tuncer
İlkokulu, Lefkoşa Vakıf Anaokulu, Yeni Yüzyıl Anaokulu, Cihangir-Düzova İlkokulu, Haspolat İlkokulu, Girne Şht. Hasan Cafer İlkokulu'da domuz gribi salgınından dolayı kapatıldı.
Öğretmenlerimizi Uyarıyoruz...
***Domuz gribi salgını önlem alındığı andan itibaren ölümcül değil, normal bir grip salgını kadar tehlike arz etmektedir.
***Eğitim Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı'nın önlem almasını beklemeden okullarınızda insiyatif alarak gereken önlemleri alınız.
DAVALAR BİZLERİ YILDIRAMAYACAKTIR
HEM SUÇLULAR HEM GÜÇLÜ... DAYATMALARA KARŞI DİRENENLERE DAVA OKUYANLARA KARŞI MÜCADELEYE DEVAM EDECEĞİZ...
sendikamızdan BAŞKANIMIZ GÜVEN VAROĞLU, EĞİTİM SEKRETERİMİZ MUSTAFA ÖZHÜR, ÖRGÜTLENME SEKRETERİMİZ BURAK MAVİŞ, YÖNETİM KURULU ÜYELERİMİZ HASAN BELEN, CENK GÜRÇAĞ, ,İLKŞEN ATİK VE EMEKLİ ÜYEMİZ ESKİ GENEL SEKRETERİMİZ VAROL ÖZTUĞ'A DAVA OKUNMUŞTUR...
MİTİNGDEKİ GÜCÜMÜZÜ HAZMEDEMEYENLER, FAŞİZAN BASKILARLA DAYATMA PAKETLERİ GEÇİRMEK VE ÇOCUKLARIMIZIN GELECEĞİNİ KARARTMAK AZMİNDEDİRLER. BUNA MÜSAADE ETMEYECEĞİZ
28 Ekim 2009'daki mitingle ilgili Afrika Gazetesi'ne gönderilen isimsiz etkileyici e-mail:
"Ben bir devlet memuruyum. Çarşamba gün yapılan grev ve eyleme sendikam ve büyük bir heyecanla ben ve arkadaşlarım da katıldık. Öncesinde iki gün boyunca diğer arkadaşlarımıza bu eylemin önemini anlatmaya çalıştık. Bu sadece maaş, ücret ve diğer ödeneklerle ilgili değil, bu var olmakla yok olmak arasında bir seçim yapmak demekti. Geleceğimiz için, çocuklarımız için mücadele demekti. Pek çoğunun kanında bir kıvılcım yakmayı başardık. Her ne kadar 'Sendika kesintileri öderse, gireriz' diyecek kadar küçük hesap yapanlar varsa da... Ha! Bir de 'Hep yaparık grev da ne olur sonra? Hiç! Oturun oturduğunuz yere da galın' diyenler de vardı.